günün sözü: ihanetin küçüğü büyüğü olmaz.

solak kedi nedir?

Solak Kedi’nin hazırlık çalışmaları yıllar öncesine uzanıyor. O zaman, derginin adı NABU olma
eğilimindeydi. Tanımların en eğlencelisi olan “gösterme yoluyla tanımlama”ya işaret ediyor bu isim. Yani, bak, kendin gör.
Düşünün, biri gelip size “Yaprak nedir?” diye soruyor. Nasıl anlatılır ki yaprak? Hem anlattığın şey karşındaki adamın zihninde nasıl bir resim oluşturacak? O zaman anlatmayı falan boşveriyorsun, tutuyorsun adamı kolundan, en yakın parka götürüyorsun. Ve parmağınla, ağaçların, çiçeklerin üzerindeki yaprakları tek tek işaret ediyorsun: NA BU!
Sonra, Solak Kedi ismi daha cazip göründü. Bunun zekice bulunmuş, şiirsel bir niteleme olduğu sanılmamalı; basbayağı bir gerçekliğe karşılık geliyor. Denildiğine göre kediler solakmış. Solaklığa ilişkin olarak yapılan bilimsel çalışmalar da gösteriyormuş ki solakların zihni farklı çalışıyormuş. Çünkü onlar beynin öte yakasını kullanıyorlarmış.
Solak Kedi terminolojisinde, bu “farklı” oluş “daha iyi” olmak anlamına gelmiyor, “ezberi bozmak” anlamına geliyor. Ezber bozmak neden önemli peki? Çünkü, ezber bozmadan herhangi bir şeyin kendiliğine, hakikatine dokunabilmek maalesef mümkün olmuyor.
“Ezber” her türlü “edinilmiş bilgi”ye karşılık geliyor. Eskiler buna “kesbî ilim” diyorlarmış. Bunu, esprili bir biçimde “anne sözü dinlemek” olarak formüle ettik burada. Solak Kedi, bunun yerine Jimi Hendrix dinlemeyi öğütlüyor, ki kendisi solaktır.
Bu ezber dediğimiz şey öyle düşündüğünüz gibi “okulda öğretilenlerle” veya “dünyaya bakış” “olaylara yaklaşım” “ideoloji” “inanç” gibi fiyakalı tutum-alış biçimleriyle sınırlı olsa neyseydi. Ne var ki, bunlar suyun üstündeki küçük kıpırdanışlarmış sadece.
Bu ezber, bütün bunların çok ama çok daha derinlerinde tam da “ben” dediğimiz şeyi oluşturuyor; “ben” dediğimiz şeyi, yani tastamam “kendimiz”i kurgusal bir varlık olarak inşa ediyor. Ve bizler de bu kurmacayı gerçekliğimizin ta kendisi sanarak, üzerimize geçirdiğimiz bu deli gömleğiyle ortalığı yıka döke etrafa caka satıp duruyoruz.
Önce üzerindeki bu deli gömleğinin farkına varacaksın. Sonra zihninin en derin noktalarına kadar düğüm düğüm düğümlenmiş bu deli gömleğini çıkarmaya uğraşıp duracaksın. Eh, bunun hiç de kolay bir iş olmadığı aşikar. Böyle olunca, insanın aklına muzırca şöyle demek geliyor: “Ölme eşeğim ölme! Anıra anıra tepin dur!”
“Solak Kedi”nin işaret ettiği buna benzer bir şey işte.

1 yorum:

solak kedimi sokak kedisimi yanlış yazılmamış demi