günün sözü: ihanetin küçüğü büyüğü olmaz.

hocaefendi'nin çilesi

fethullah gülen'in çok sevdiği milletine ve insanlığa hizmetten başka düşüncesi olmamış. bügüne kadar da aksi yönde hiçbir iddia ispat edilememiş, atılan çamurlar tutmadığı gibi izi de kalmamış. türkiye'de sağ-sol kavgalarının sokakları kan gölüne döndürdüğü günlerde ne söylüyor idiyse bugün de aynı şeyleri söylüyor. dünya çapında bir eğitim hamlesinin fikir öncülüğünü yapıyor. kendi ifadesiyle tanımadığı binlerce insan, onun açtığı ufku, ülkü haline getirerek yüzden fazla ülkede eğitim bayrağı dalgalandırıyor. ancak mefküre ve hayal olarak düşünebilen şeylerin hayata geçildiğini görüyoruz. hakkari'den edirne'ye, kenya'dan moğolistan'a kadar büyük bir coğrafyada cehaletin beli kırılmaya çalışılıyor. böyle büyük ufku ve ülkülerin peşinde gidenlerin, küçük siyasi hesapların içinde olmayacağını, olamayacağını bazıları anlamakta zorlanıyor. asya steplerinde, afrika çöllerinde eğitim meşalesi taşıyanın kayıkçı kavgası gibi siyasi kapışmaların parçası olması doğru da değil mümkün de. insanlığı yakıp kavuran cehalet yangınına karşı avuçla taşınan suya gözyaşı katarak müdahele edilmeye çabalanıyor. bunu alkışlaması gerekenler, tam aksine sizin üzerinizden siyasi kavga yapmaya kalkıyor. bu nadanlıklar insanı yaralıyor. hocaefendi'nin çilesi bu olsa gerektir.

yukarıdaki satırları yazmama gülen'in son açıklamaları sebep oldu. herkul.org internet sitesinde yayınlanan konuşmada hakkındaki ithamlara karşı nasıl bir üslupla cevap verilmesi gerektiğini anlatıyor. tekzip ve tazminat gibi hukuki meşru müdafaa haklarını kullanacağını bunun ötesinde üslubunu ve şimdiye kadarki çizgisini bozmayaağını dile getiriyor. sevenlerinden de aynı şeyi yani yapılanlara misliyle mukabele edilmemesini bekliyor.

kendi ağzından ifadelerine atfı bu kadarla yapıp konunun başka bir boyutuna dikkat çekmek istiyorum. başı derde giren, işi rast gitmeyen kim varsa faturayı 'cemaat'e kesiyor. çocuğu yaramazlık yapan, kocası eve gelmeyen, karısı yemek pişirmeyen 'okyanus ötesine' parmak sallıyor. mhp genel başkanı devlet bahçeli de son yıllarda 'okyanus ötesi'yle kavga etmeyi siyasetinin parçası haline getirdi. genel başkan yardımcıları hakkında internete düşen kasetlerle ilgili benzer şeyler söyledi. bu tavır ahlaka ve siyasi akla uymuyor. elde iddiayı ispat edecek deliller olmadan hayatını en temel ahlak ilkeleri çerçevesinde yaşamaş bir alim töhmet altında bırakılamaz. bu işler çocuk oyuncağı değil. isnat edilen şey, bırakın bir hocaefendiyi, düz vatandaşlara söylemeden önce kırk defa düşünülmesi gereken suçlamalar. insanların kusurunu tecessüs etmeyi (araştırmayı), müstehcen görüntülerin neşrini günah olarak belirleyen islam ortada dururken, kılı kırk yarar gibi hassas yaşamaya çalışan birine ceffelkalem suçlamada bulunmak en basit ifadesiyle ahlaksızlık. adı geçenleri 'ahlaksızlık' yaptıkları gerekçesiyle istifaya zorlayan bahçeli'nin tavı daha ağır bir ahlak ihlali. zira bu bireysel bir eylem değil. toplum önünde atılmış bir iftira. delilini ortaya koyup hukuk önünde hesabını sormazsa bu sözlerin altında kalır. deniz baykal'ın düşmediği tuzağa düşmesi bahçeli'yi tarih ve millet önünde zor durumda bırakacak.

siyaseten yanlışlığı ise şurada, görevden almalarla hasan asgariye indirmek imkanı varken, tartışmayı dallandırmak yanlış. hele de toplumu ikna etmekte zorlanacağı suçlamalrın arkasına saklanmak ve 'okyanus ötesi'yle gölge boksu yapmak onu kurtarmaz. bahçeli, baykal'ın elinden aldıkları chp'yi muhalefetin güçlü kalesi haline getirmek isteyen siyaset mühendislerinin operasyonunu göremiyor. chp'yi kemal kılıçdaroğlu için dikensiz gül bahçesine çevirenlerin, genel siyasi ortamı da dizayn ettiklerini algılayamıyor. parçalı muhalefetin ak parti'ye karşı etkisizliğinden şikayet edenleri fark etmiyor. cumhurbaşkanı seçimindeki uyumlu görüntüsünün yanına mim konduğunu anlamıyor. görüyor da çaresizlikten böyle yapıyorsa zaten siyasette bulunmayı hak etmiyor demektir. kendini arkadan hançerleyenlerle mücadele edeceğine o mühendislerin düşmanı olarak gördüğü yere ateş ederek kendini kurtarma peşinde. evet, o toplum mühendisleri gülen'in düşmanı ve yok etmek için epey plan hazırladılar. ama gülen'in itibarına halel getiremediler, kendileri ise her yeni güne biraz daha yenilmiş uyanıyorlar.

0 yorum: