günün sözü: ihanetin küçüğü büyüğü olmaz.

zihni açık olan kişi ağzına da hakim olur

chp, seçim kampanyasının açılışını zonguldak'ta yaptı. hem de ne açılış...

başbakan tayyip erdoğan'ın kendisiyle ilgili sözlerine cevap verirken kemal kılıçtaroğlu'nun "bana öyle diyenin..." diye başlayıp sonunu getirmediği küfürlü cümle bütün kampayan sürecine damgasını vuracak gibi...

il zonguldak, chp'nin birinci sıra adayı da cezaevinde bulunan ergenekon sanığı mehmet haberal olunca ondan bahsetmemek olmazdı. chp lideri de şu sözlerle andı chp adayını: "haberal bizim onurumuzdur... yiğit bir adamdır... üniversite kurdu, mal varlığını üniversiteye bağışladı..."
henüz yargılaması bitmemiş birini 'suçlu' göstermekten kaçınmk şart; bu yüzden haberal'ın 'yiğit bir adam', 'chp'nin onuru' olduğuna dair sözlere, yargılandığı davanın özelliklerine dikkat eçekerek itiraz edecek değilim. 'darbe girişimi' ile yiğitlik arasında tersine ilinti kurmak, ya da hep 'sağ' partilerde ikbal aramış birinin nasıl olup da 'chp'nin gururu' ilân edilebildiğini sorgulamak da aynı sebeple doğru olmaz.
ancak anamuhalefet partisinin genel başkanlığı koltuğunda oturan kişinin, yargı tarafından ciddi suçlamalara muhatap, kaçacağı veya delilleri karartabileceği kuşkusuyla tutuklu yargılanan birini milletvekili adayı yapması, hakkında övücü sözler sarf etmesini fena halde yadırgarım.
"neredeymiş şu ergenekon, gideyim ben de üye yazılayım" demesini de yadırgadığım gibi...

sözlerin zonguldak'ta söylenmiş olması, durumu chp açısından daha da vahim hale getiriyor. bülent ecevit'in seçim bölgesi olduğu için chp açısından 'simgesel' önemi haiz bir ilimiz zonguldak; derin devlet yapılanmasının ilk siyasi hedefi olan ecevit'in haberal'ın başında bulunduğu başkent hastanesi'nden kuşkular üzerine apar topar kaçırılan ecevit'in...

galiba chp'nin çiçeği burnunda genel başkanına siyasette simgelerin önemi konusunda birilerinin bilgi vermesi gerekiyor. zonguldak'ta haberal hakkında sarf ettiği her olumlu söz geleneksel chp seçmenini ürkütebilir de ondan...

hele bir de ülkenin başbakanı için ağza alınamaz bir küfür denemesine kalkışmışsa chp genel başkanı, seçim kampanyası daha başlamadan bitmiş bile sayılabilir.

zonguldak mitinginde başbakan erdoğan'ın kendisine yönelik eleştirilerine cevap verirken "böyle diyenin ..." diye başladığı cümleyi tamamlamadan kesmesi, kılıçdaroğlu'nun ağzının bozukluğuna verildi. dün bütün gazetelerde yarıda kesilmiş o cümlenin bütünüyle ilgili spekülasyonlar vardı; hemen hepsi ağızdan çıkacak pespaye bir küfür cümlesinin son anda önlendiğini düşündürecek yorumlardı bunlar... sonradan yaptığı "ben ayağını denk almalı diyecektim" açıklamasına rağmen...

anamuhalefet partisi lideri nezaketsiz ve pis bir küfrü ülkenin başbakanı için reva görebilmişse kampanya daha şimdiden ağır yara almış sayılabilir. türk demokrasisi 1950 öncesinde başbakan recep peker'in muhalefetin sözcüsü adnan menderes'e "psikopat" hitabını bile hazmedememiştir çünkü...

kullanılan ifadeler açısından siyaset 18 yaşından küçüklerin izlemesine yasak bir alan haline getirmek chp liderine hiç yakışmıyor. ağzı bozuk olanın zihni açık olabilir mi?

0 yorum: