günün sözü: ihanetin küçüğü büyüğü olmaz.

birazda gülelim; bölüm 2

öğrenci cevapları
kurban kesmek kimlere vaciptir?
cevap; kasaplara vaciptir.

malazgirt savaşının sebepleri nelerdir?
cevap; alparslan malazgirt'lileri çok pratik yönetiyordu. ama dandanakan'lılar malazgirt'lilere gıcıktılar. onun için aralarında bozukluklar oldu.

ilk yardım nedir?
cevap; ölmüş hastaların hayata döndürülmesine ilk yardım denir hocam.

hücre nedir?
cevap; hücre en küçük yapı birimidir. gözle görülmez. mikroskopla dikkatli bakmak lazım. eğer bizim baktığımızı görürseler kaçarlar.

ailede demokrasi nasıl olmalıdır?
cevap; ailede demokrasi, sen istediğin zaman anneni dövemezsin. ya da evde istediğin için evi kırıp dökemezsin. baba olunca olabilir.

"özgürlük ve ödev" kavramlarını açıklayınız?
cevap; özgürlük, bir insan bir şok altında kalmadan kendisini yönetmesi işidir. özgürlük medyaya duyurulmak için işlek yerlerde yapılır.

iiiiyyy!
- ama bende otuz altı yok.
- o zaman otuz üstü al!

- dilek tutalım.
- hani nerede? tutamıyorum. dilek baksana buraya!

- şu sivilceme bak ya
- evet gördüm de yüzüne vurmak istemedim.
- ay sağol.
- çünkü zaten yüzünde!

- hesap ver bana.
- veremem param yok!

- yalanların batsın.
- belki yüzme biliyorlardır, batmazlar.

- yeni çizilmiş resime ne denir?
- nevresim.

- kadın yemeği ocakta unutmuş, şubatta aklına gelmiş.

burası konya itfaiyesi
- alo, burası itfaiye.
- al ağabey.
- buyrun
- ben uyuyamıyorum. masal anlatsana.
- ayran yap. içtiğinde hemen uyursun.

- itfaiye buyurun
- selamlar.
- selam.
- abi ben kan vermeyi düşünüyorum. kan grubum değişir mi?
- sen ver hemşehrim ver değişmez.
- sağol ağabey.

- alo itfaiye.
- başım dönüyor, ne yapmalıyım?
- hap iç, daha sonra yat.

- buyurun itfaiye.
- nasılsın ağabey?
- iyiyim ya sen?
- nasıl gidiyor?
- iyi vallahi yangın ihbarı gelirse gideceğiz.

- alo itfaiye.
- yol tozlanıyor burayı sular mısınız?
- ekipler yangına gitti, geldiklerinde göndereyim.
- ya, daha öncede öyle dediniz, göndermediniz.

- alo itfaiye.
- abi bir yangın ihbarında bulunmak istiyorum.
- buyurun.
- abi baca yanıyor.

fıkra
ayakları çok fena kokardı. bir gün bir arkadaşına, birlikte tiyatroya gitmelerini teklif etti.
- hay hay, dedi arkadaşı. ama eve git, ayaklarını yıka ve temiz bir çorap giy. söz mü?
- söz...
tiyatroya gittiler. yerlerine oturdular. aradan beş on dakika geçmeden etrafındakiler mendillerini burunlarına götürmeye başladı.
- hani söz vermiştin, dedi arkadaşı.
- vallahi değiştirdim, dedi ve ekledi: inanmazsan diye kirlileri de cebime koydum. işte burada!

0 yorum: